Tahtacılar

Osmanlı arşiv belgelerine  baktığımızda atalarımız (CEMAATİ TAHTACİYAN   adıyla anılmaktadır.1600 yıllarında  Adana Pazantı İlçesi ve Bolkar Dağlarının Gülek Boğazı (Gülek geçidi)nin bulunduğu bölgedeki Tekir yaylasında  çadırlarda ve bir kısmı da  yeni il (SİVAS) ve BOZOK (YOZGAT)sancakları dahilinde yazın göçebe kışın çadırlarda sabit bir yaşam sürmekteydiler. TAHTACILARIN .Bugünkü tahmini nüfusu 800 000 civarındadır.

AĞAÇERİ=TAHTACILAR=TÜRMEN ALEVİ HALKI –Ağaç işleriyle uğraşan Halk meslekleri gereği 1600 yıllarına kadar göçebe yaşamı sürmüşlerdir. Meslekleri hayvancılık ve tahtacılıktır. Bu dönemlerde Anadolu’ya yerleşen ve savaşlar yapan Tahtacı Türkmenleri ormanların bol olduğu Malatya,Maraş,Antep, Toros Dağları, Adana, Mersin,Antalya, Burdur,Isparta,Muğla ,Denizli, Aydın, İzmir, Uşak, Manisa, Afyonkarahisar, Balıkesir, Çanakkale,Tokat ve Bursa illerindeki ormanlık alanlara gelip yerleşmişlerdir.Alevi olmalarına karşın Tahtacıların  Orta ve DoğuAnadolu'daki diğer Alevilerle benzer yönleri çok azdır.

 

Tahtacılar dinsel yönden iki kola ayrılırlar.
YANYATIRLAR İZMİR’İN NARLIDERE  köyündeki dedeye(HIZIR DEDE SÜLALESİ)bağlıdırlar .(MEHMETLER HALKININ BAĞLI OLDUĞU OCAK).Yan yatırlar Caferi Mezhebine bağlıdırlar ve MEŞHET’ teki İmam Rıza Türbesini tek merci sayarlar. Tahtacılar tahta işçiliğinde kadın erkek birlikte çalışırlardı. Erkekler sakal ve bıyık kesmezlerdi.Orta Asya da çaldıkları Kopuz  denilen çalgının devamı sayılan Bağlama sazını  çalıp deyişler ve ağıtlar ile methiyeler söylerler.Saz  kültürü öylesine yerleşmiştir ki ibadetleri  ile cenazelerini saz çalıp semahlar ve  ağıtlar  söyleyerek kaldırırlar ,cemler düzenleyerek Hak’la bütünleşirler.